Nis 11 2012

İşte baş döndüren Suriye diplomasisi

Category: Dünya,Genel,Haberler,Siyasetxxlance @ 15:32

Suriye sorununun giderek bir krize dönüştüğünü Pekin’deki baş döndüren diplomatik trafikten daha iyi hiçbir şey anlatamazdı.

Tam da Başbakan’ın Çin ziyareti sırasında yaşanan sınırdaki ölümlü-yaralamalı olaylar, merkezinde Türkiye’nin olduğu uluslararası temas zincirine yol açtı.
Adeta, her şey Çin’de gözümüzün önünde, kaldığımız Hyatt Otel’de cereyan etti.
Başbakan Erdoğan, bir yandan Çin yönetimine Suriye’de yaşananları anlatıyor, yapılacaklar konusunda ikna etmeye çalışıyordu. Diğer yandan da Dışişleri Bakanı’nı yönlendirerek bölgesel ve uluslararası aktörleri harekete geçirtmeye uğraşıyordu. Türkiye’yle 5 saatlik farkı da hesaba katarsanız uyumadı deseniz yeri.
İşte son 24 saatte Çin’den Ankara’ya, Washington’dan Suriye, İran ve Brüksel’e kadar yayılan diplomatik zincir ve sonuçları…
Başbakan, G-8 toplantısına (bugün Washington’da toplanıyor), Davutoğlu’nun katılmasını istedi. Davutoğlu ABD Dışişleri Bakanı Clinton’la uzun bir telefon görüşmesi yaptı. Gündeme bağlı olarak bir özel oturum ve katılım sağlanması için yol aranmasını kararlaştırdılar. Son dakika düzenlemesi yetişmezse bile telekonferansla Suriye’deki gelişmeleri anlatması gündeme geldi.
İkinci hat Pekin-Ankara-Riyad üzerinde işledi. Erdoğan programda olmamasına karşın yarın, Suudi Arabistan gezisine çıkıyor. Cuma Riyad’da.
Başbakan’ın Pekin’deki basın toplantısında mesajları çok netti. Şam yönetimine ve dünyaya karşı bugüne dek en açık sözleriydi diyebilirim.
Suriye krizinin nereye gideceği o uyarılarda apaçık belli oldu.
Detayı haberimizde.
Erdoğan açıklamasına, ‘sınırımızdaki ciddi hareketlilik’ tanımlamasıyla başladı. Ve bunu üstüne basa basa ‘sınır ihlali’ kategorisine soktu. Uluslararası hukuk, bu durumda size ‘tampon bölge’yle başlayan ‘askeri müdahaleye’ dek giden hak ve sorumluluklar yükler.
Ankara’nın Pekin’den yürüttüğü Şam trafiğine devam edelim:
BM Genel Sekreteri Annan ile birden çok görüşme… Annan’ın Türkiye’deki kampları ziyareti… Erdoğan dün resmen duyurdu: ‘Bizim ısrarımızla oldu.’
Ankara, yaşananlara karşı uluslararası bilinç oluşturmak için sayıları 25 bini bulan, Suriye’den kaçıp bize sığınanların acısını gösterme kartını açtı.
Erdoğan çok kısa süre içinde yanına uluslararası basını da alıp kampları ziyaret etme kararı verdi.
Başbakan, Çin Başbakanı ve Devlet Başkanı’yla yaptığı ikili görüşmeleri de çok ağırlıklı olarak bu konuya ayırdı. ‘Siyasi bakmayın’ diyerek ‘insani’ açıdan Suriye sorununu bir başka gözle Çinli muhataplarına anlattı. Umutlu ayrıldı. Şu sözü değişim gözleminin yansıması:
‘Çin yönetiminin bakışı ilk günlerdeki gibi değil.’
Sonra ekledi: ‘Rusya’nın tutumunda da belirgin bir farklılaşma görülüyor. BM’de artık Suriye eski desteğine ulaşamayacak.’
Ömer Çelik, Çin-Rusya hattının Suriye konusunda Batı ile rekabetini anlatırken, ‘Çin BMGK’da 8 vetosunun 2′sini Suriye için kullandı’ bilgisini veriyordu.
Pekin’deki ikinci gece Davutoğlu, Rus Dışişleri Bakanı Lavrov’la telefonda konuşmuş, havayı Başbakan’a, Davutoğlu hoca aktarmıştı. Erdoğan, Ankara’ya döner dönmez Putin ve Medvedev’i de arayacak. Başbakanlık bu talebi şimdiden iletti.
Dün aynı zamanda Rusya’da Çin, Rus ve Hindistan Dışişleri Bakanları zirvesi vardı. Davutoğlu – Lavrov görüşmesiyle, Pekin’deki hava Moskova’ya da an be an yansıtıldı. Ayrıca Çinliler Moskova’ya, bakanlarına kesintisiz bilgi aktardılar.
Annan planının süresi doluyor. Plan da çökerse Rusya ve Çin daha farklı siyaset izlemeye mecbur kalacak.
SURİYE’NİN EN YAKIN MÜTTEFİKİ
Ve İran ayağı…
Nükleer müzakerenin İstanbul’da yapılacağının kesinleşmesi olumluydu. Anlaşmazlık Suriye’de kilitlenmişti. Başbakan’ın basın toplantısından sonra perde arkası almak üzere Bakan Davutoğlu’yla görüştüm. Ayaküstü 7-8 dakika… Bazılarını yazılmamak üzere anlattı. İstanbul kararından memnundu. ‘Türkiye alternatifsiz’ dedi, ‘İran için de Suriye için de dünya için de bu bir fırsat’ diye iddialı ve iyimserdi. İran’la neler yaşandığını konuştuk, konu ağırlıklı olarak İran’daki iç rekabet ve görüş ayrılığından kaynaklanıyor. Erdoğan’ın ‘dini lider bize İstanbul kararını teyit etmişti’ demesi çok ilginç bir dışavurumdu.
Üç gündür Çin’deyiz. Her gün bir başka şehir, her gün bir başka otel. Urumçi, Pekin ve Şanghay. Bu gece, programa göre Ankara’ya inmiş olacağız. Dünyanın ekonomik motoru ve gelecek 25 yılın yükselen gücü Çin. Türkiye ekonomisi güçlendikçe bölgesel gücünü pekiştiriyor, artık inisiyatif alıyor. İttifaklar kuruyor. Şu anda Suriye krizinde herkesten önde. İnsan elbette kaygılanıyor, nereye sürükleniyoruz diye. Bu endişeye Başbakan şöyle yanıt veriyor:
‘Bazen istemediğiniz, planda olmayan şeyler yaşanabilir. Bu bir insanlık durumu. Suriye’de dram yaşanıyor, kayıtsız kalamayız. Türkiye’ye kurtarıcı gözüyle bakıyorlar. Bu işin su götürür yanı kalmadı. İnsani görev.’
Suriye’deki sıcak gelişmeler üzerine Davutoğlu dün Çin gezisinin son bölümünü iptal etti, Türkiye’ye dönme kararı aldı.
Tehlikeli bir fırtına üzerimize doğru geliyor. Sadece komşumuzun üzerinde değil, bizim de çatımıza hasar verebilir. Dilerim Esad yönetimi tehlikenin farkındadır. Bakan Muallim’in dünkü ‘Kentlerden çekilme başladı’ açıklaması eğer ciddi ve samimi değilse kırmızı alarm yakındır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,


Nis 07 2012

Erdoğan’ın masasındaki nükleer rapor

Category: Genel,Haberler,Siyasetxxlance @ 20:47

Erdoğan’ın masasındaki rapor, Türkiye ve İran ekseninde ilginç diplomatik atak ve manevraları gözler önüne seriyor.

Hürriyet’in haberine göre, Başbakan Erdoğan’ın İran’a “Kullandıkları dil diplomasi dili değil, başka bir dildir. O da bana yakışmaz” diye çıkışının perde arkası…

Erdoğan’ın masasındaki rapor, niye İran’ın nükleer zirvenin önce İstanbul’da yapılmasını istediği, sonra da vazgeçtiğini anlatıyor.

Devletin tüm ilgili birimlerinin katkılarını içeren Hürriyet’in önemli bölümlerine ulaştığı rapora göre, son 2 haftada Batı dünyası, Türkiye ve İran ekseninde ilginç diplomatik atak ve manevralar yaşandığını gözler önüne seriyor. İşte Başbakan Tayyip Erdoğan’ın masasındaki raporun çarpıcı bölümleri:

İSTANBUL’U ÖNCE KİM İSTEDİ?

İran’daki siyasi gelişmelere bakıldığında, karşımızda iki İran var. Dini lider, Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı’ndan, gerek nükleer zirvenin yeri, gerekse de Malatya’daki füze radarıyla ilgili olumsuz bir açıklama yok. Olumsuz açıklamalar, Türkiye ile ilişkilerin artmasını istemeyen, İran devlet zirvesini zor durumda bırakmayı hedefleyen kesimlerden geliyor. İran önce iç dengesini kurmalı.

BATIYA KARŞI İSTANBUL ÇIKIŞI

Tarafların yeniden biraraya gelmesiyle ilgili görüşmeler sürerken, aslında P5+1 (BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri ve Almanya) içinde de İstanbul’a sıcak bakmayanlar oldu. Bunlar daha çok Fransa (Soykırım iddiaları nedeniyle yaşananları bahane ediyor) ve Rusya (Suriye ve füze kalkanı radarı nedeniyle) idi. “İstanbul’u ABD istemiyor” diye söylenti yaydılar. İran, bunun tüm P5+1′in görüşü olduğundan hareket ederek Batı’ya karşı İstanbul çıkışını yaptı. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Suriye Halkının Dostları Grubu Konferansı için geldiğinde, nükleer görüşmelerin neden İstanbul’da yapılacağını şu 3 maddeyle açıkladı:

CLİNTON NEDEN İSTANBUL DEDİ

1- Rusya’ya karşı P5+1 içinde asıl patronun ABD olduğunu göstermek için,

2- “İstanbul’u ABD istemiyor” söylentisini ortadan kaldırmak için,

3- İran’a, “Tamam Batı dünyası senin istediğin yerde hemen görüşmeye hazır. Samimiysen İstanbul’a gel” mesajını vermek için.

P5+1 adına görüşmeleri yapacak olan AB’nin Dışpolitika Temsilcisi Catherine Ashton, Bağdat’ın mümkün olamayacağını söyledi. İran’da Türkiye karşıtı kesimin Bağdat’ın yanısıra Şam ve Beyrut’u da düşünmesi ise Suriye politikası nedeniyle Batı ve Türkiye’ye karşı şov niteliğinde.

 

Etiketler: , , , , , , , , ,


Nis 01 2012

İstanbul’dan Suriye için önemli kararlar çıktı

Category: Genel,Haberler,Siyasetxxlance @ 19:56

İstanbul’da düzenlenen Suriye Halkının Dostları Grubu’nun toplantısı sonucunda Suriyeli muhalifler istediklerinin büyük bir bölümünü almayı başardı. Ancak muhalif grupların çatı kuruluşu Suriye Ulusal Konseyi’nin (SUK), Suriye halkının tek temsilcisi olarak tanınma isteği kabul edilmedi.

İstanbul’da düzenlenen ve 80’den fazla ülke ile uluslararası kuruluşun temsilci gönderdiği toplantılara iki önemli konu damgasını vurdu.

Bunlardan ilki BM-Arap Birliği Özel Temsilcisi Kofi Annan’ın hazırladığı ve Suriye’nin de kabul ettiği barış planının geleceği, diğeri de SUK’un meşru temsilci olarak kabul edilmesi.

TOPLANTIDAN KARELER / FOTO GALERİ

Bu toplantıya gelirken, Suriye’de muhalif gruplar arasındaki bölünmenin yarattığı hasarı uluslararası destekle aşmayı planlayan SUK, bu hedefine büyük oranda ulaştı. Sonuç bildirgesinin yazımı konusunda en fazla çaba harcanan 10’uncu maddesinde, “Dostlar Grubu, Suriye Ulusal Konseyi, tüm Suriyelilerin meşru temsilcilerinden birisi ve Suriye muhalefet gruplarının altında toplandığı şemsiye kuruluş olarak tanımıştır” denildi.

Ayrıca SUK’un uluslararası toplumun muhaliflerle temasında “lider muhatap” olduğu vurgulandı. Bu ifadede en önemli kısım SUK’un “meşru temsilci” değil, “meşru temsilcilerden biri” olarak tanınmış olması.

SUK, bu toplantıda Suriye halkının tek meşru temsilcisi olarak kabul edilmeyi hedefliyordu. Ancak bazı ülkelerin SUK’u tek temsilci olarak kabul etmesine itiraz etmesi üzerine sonuç bildirgesinde yukarıdaki gibi bir formül bulundu. Bununla birlikte diplomatik kaynaklar, 10’uncu maddenin “pratikte SUK’u tek temsilci” olarak görüldüğü anlamına geldiğine işaret ediyor.

SUK’un tek temsilci olarak tanınması, Esad rejiminin uluslararası alanda tüm meşruiyetini kaybettiği anlamına gelecek.

MUHALEFETTE BÜTÜNLÜK SORUNU

Suriye Ulusal Konseyi (SUK), Suriye’deki muhalif hareketin en bilinen kuruluşu. Ancak Suriye’de farklı isimlerle, farklı kesimleri de temsil eden başka muhalif örgütlenmeler de mevcut.

SUK’un resmen Suriye halkının temsilcisi olarak tanımlanması meselesinde esas sıkıntı Suriye muhalefetinin parçalı bir yapıya sahip olmasından kaynaklanıyor.

Ayrıca, SUK’un Müslüman Kardeşler gibi İslami siyasi hareketlerin etkisi altında olması da SUK’la ilgili bazı ülkelerin kaygılarını artıran bir diğer gelişme.

MUHALEFET BİR ARAYA GETİRİLMEK İSTENİYOR
İstanbul’daki temaslarda öne çıkan bir diğer gelişme de başta ABD olmak üzere bazı ülkelerin Suriyeli muhalifleri biraraya toplamak için gösterdikleri çaba oldu. ABD, SUK’un kendisini daha şeffaf bir hale getirmesini ve azınlıkları da kapsayacak bir yapıya dönüşmeye açık olmasını istiyor.

ABD’li bir diplomat, toplantılar sırasında yaptığı değerlendirmede, Washington’ın Suriye muhalefetinin SUK dışında kalan kesimleriyle birlikte en azından “tüm vatandaşların ve tüm toplulukların haklarını koruyan özgür, demokratik ve çoğulcu bir Suriye vizyonunun” etrafında bir araya geleceğini umduğunu söyledi.

ANNAN İÇİN TAKVİM
İstanbul’daki görüşmelerde BM Özel Temsilcisi Kofi Annan’ın hazırlamış olduğu ve Güvenlik Konseyi’nin de desteklediği planla ilgili süreç de ele alınıyor.

Erdoğan, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın askeri operasyonları sona erdirme sözünü tutmadığını ifade ederken, Clinton da benzer bir değerlendirme yaparak Esad’a siyasi geçiş sürecini başlatma çağrısı yaptı.

Annan planının masada olması da SUK’un meşru temsilci olarak tanınmasını engelleyen bir diğer neden. Zira Batılı devletler Esad yönetiminin de kabul ettiği bir plana şans tanımak istiyor.

Bu nedenle de İstanbul’dan Annan planının uygulanması için bir son tarih yerine bir takvimin belirlenmesi yönünde bir görüş birliği çıktı.

Fransa Dışişleri Bakanı Alain Juppé de Annan’ın yarın BM Güvenlik Konseyi’nde yapacağı değerlendirmenin önümüzdeki döneme ilişkin netleşme sağlayacağını söyledi.

MEŞRU MÜDAFAA
İstanbul toplantısından muhalif gruplara silah yardımı yapmak için somut bir karar çıkmadı. Bununla birlikte Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da açılış konuşmasında belirttiği gibi halkın kendini savunma hakkı sonuç bildirgesinde tanınmış oldu.

Bildirgenin 12’nci maddesinde, “Grup, Suriye halkının kendini korumak için alacağı meşru önlemlere desteğini ifade eder” denildi.

Ayrıca bir Yaptırım Çalışma Grubu kurulmasına ve Suriye rejimine yönelik yaptırımların bu grup üzerinden izlenmesine karar verildi. Bu grubun da ilk toplantısının Nisan ayında Fransa’da yapılması öngörülüyor.

 

Etiketler: , , , , , , , ,


Mar 28 2012

Helikopter neden düştü?

Category: Haberler,Siyasetxxlance @ 22:17

CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, “Afganistan’da bir Türk helikopterinin düşmesi sonucunda 12 askerimiz şehit düştü. Helikopterin düşüş nedeni netleşmiş midir? Helikopter bir kaza sonucu mu düşmüştür?” diye sordu.

Tezcan, “Helikopterin düşmesi sonucu şehit olan Türk askerleri, bir süre önce bir ABD askerinin 16 sivili öldürmesi ile ilgili bir inceleme yapmışlar mıdır? Yaptılar ise olayın tanıkları veya ölen 16 Afganistan vatandaşının yakınları ile görüşmüşler midir?” sorusunu da yöneltti.

CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, TBMM Başkanlığı’na, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Tezcan, şu sorulara yanıt aradı:
“Helikopterin düşmesi ile ilgili bir kaza kırım raporu hazırlanmakta mıdır? Hazırlanmakta ise bu rapor kamuoyu ile paylaşılacak mıdır?
Düşen helikopterde şehit olan TSK mensupları hangi görevden dönüyorlardı veya hangi göreve gidiyorlardı?
Türk askeri, 11 yıl önce Afganistan’a gönderilmişti. Önümüzdeki dönemde Türk askerinin Afganistan’dan çekilmesine yönelik bir plan veya çalışma var mıdır?
Afganistan’da bulunan Türk askerleri hangi görevleri yürütmektedir?
Türk kamuoyunda gündeme gelen ‘Afganistan’daki Türk askerleri ABD askerlerini korumakta ve ABD askerlerine kılavuzluk yapmaktadır’ iddiaları doğru mudur?
7-10 Ekim 2001 tarihinde TBMM’de kabul edilen Başbakanlık tezkeresi çerçevesinde bugüne kadar Afganistan’a kaç asker gönderildi?
2001’den bu yana Afganistan’da kaza, saldırı veya diğer olaylarda şehit düşen veya gazi olan askeri personel sayısı kaçtır?
Helikopterin düştüğü bölge hangi ülkenin kontrolü altındadır?
Helikopterin düşmesi sonucu şehit olan Türk askerleri, bir süre önce bir ABD askerinin 16 sivili öldürmesi ile ilgili bir inceleme yapmışlar mıdır? Yaptılar ise olayın tanıkları veya ölen 16 Afganistan vatandaşının yakınları ile görüşmüşler midir?”

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,


Mar 27 2012

Suriye Savaşa Mı Hazırlanıyor…?

Category: Dünya,Haberlerxxlance @ 23:09

Suriye, Türkiye’nin Şam büyükelçiliğini kapatması üzerinde çok radikal bir karara imza attı..

Türkiye ile Suriye arasındaki ipler kopmak üzere. Son olarak Güney Kore’deki Nükleer Güvenlik Zirvesi toplantısı için Seul’da bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Şam’daki büyükelçiliğimizin dün itibariyle kapatıldığını duyurmuştu. Beşar Esed yönetimi de Suriye’deki büyükelçiliğin kapatılması hareketine karşı hamlede bulunmakta gecikmedi.

ESED SINIRLARA KİLİT VURDU

Suriye hükümeti, Türkiye, Ürdün ve Lübnan gümrüklerinden 42 yaşın altındaki kişilerin geçişini askeri birliklerin iznine Bağlama kararı aldı. 42 yaş sınırı konulması kamuoyunda bir çok soru işaretinin oluşmasına sebep olurken Suriye ordusunun ise 42 yaşın altındaki kişilere geçiş izni vermesinin imkansıza yakın derecede zor olduğu belirtiliyor.

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,


Kas 04 2011

Başbakan Erdoğan İtalya Başbakanını çizdi

Category: Dünya,Genel,Haberler,SiyasetKardiyolog @ 15:36

Cannes’daki zirvede Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın dostu Berlusconi ile hiç konuşmaması hatta yüzüne bile bakmaması dikkat çekti.
BUNGA PARTİLERİ BASINA SIZINCA..

İtalya lideri Berlusconi’ye yakın bir iş adamı bunga bunga partilerinin basına sızmasından sonra “Başbakan Tayyip Erdoğan, Berlusconi ile ilişkisini kesti. Nedeni ise Berlusconi’nin skandalları” demişti.

G-20 zirvesinde yaşananlar bu açıklamanın doğruluğunu ortaya koydu. Başbakan, zirve öncesi ve sonrası Berlusconi ile sık sık karşılaşmasına rağmen hiç konuşmadı. Hatta yüzüne bile bakmamaya özen gösterdi. Medvedev ile samimi bir şekilde konuşurken yanlarına gelen Berlusconi’ye adeta sırtını döndü.
ERDOĞAN’A EN YAKIN LİDERLERDENDİ

Oysa Berlusconi birkaç ay öncesine kadar Erdoğan’ın en yakın olduğu dünya lideriydi.

Tayyip Erdoğan “sevgili dostum Silvio” olarak hitap ettiği İtalya Başbakanını 2003 yılında evlenen oğlu Bilal’in nikah şahidi yapmıştı. İtalya Başbakanı geline kolye, damada saat, Başbakan Erdoğan’a Venedik muranosu (camdan şamdan), Emine Erdoğan’a ise bilezik hediye etmişti. Nikahtan sonra aile cüzdanını gelin Reyyan Uzuner’e takdim eden Berlusconi, zorla gelini elini öpmüştü.
PUTİN: ELEŞTİRENLER SİLVİO’YU KISKANIYOR

“Bunga bunga” kriziyle boğuşan Silvio Berlusconi’ye diğer dostu Rusya Başbakanı Vladimir Putin ise destek çıktı. Putin dün Berlusconi ile ilgili şunları söyledi: “Sinyor Berlusconi’yi güzel cinse olan ilgisi nedeniyle ne kadar rahatsız ederlerse etsinler -ki bu arada onu rahatsız etmelerinin tek nedeni kıskançlık- o sorumluluk sahibi bir devlet adamı olduğunu kanıtladı.”

Etiketler: , , , , , , ,


Kas 04 2011

Savunma Bakanından bedelli askerlik açıklaması

Category: Genel,Haberler,Siyaset,YaşamKardiyolog @ 15:35

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı bedelli askerlik ile ilgili açıklaması üzerine “Bayramdan sonra çalışmalara başlayacağız” dedi.
ÇALIŞMA BİTTİĞİNDE BAŞBAKAN’A ARZ EDECEĞİZ

Yılmaz, Mecliste gazetecilerin bedelli askerlikle ilgili soruları üzerine “Arkadaşlar çalışmayı yapıyorlar” dedi. Çalışmanın ne zaman biteceğiyle ilgili zaman veremeyeceğini ifade eden Yılmaz, “Çalışma bittiğinde sayın Başbakanımıza arz edeceğiz ve açıklamayı yapacak” diye konuştu. Bir soru üzerine zaman veremeyeceğini yineleyen Yılmaz, “Arkadaşlar çalışmayı ne zaman bitirirlerse onlardan alacağım ondan sonra da değerlendireceğim” dedi.
35 YAŞ SINIRI İDDİASINA CEVAP VERDİ

“35 yaş sınırıyla” ilgili bir başka soru üzerine Yılmaz, “Bununla ilgili kimin açıklaması lazım? Benim değil mi? Benden duyarsanız inanın, benden duymazsanız inanmayın. Çalışma önce benim elime gelecek benden sonra da Başbakanımıza gidecek. Özü bu” diye konuştu. Yılmaz, bir gazetecinin, “Yeni başlayan bir çalışma mı?” sorusuna “Bayramdan sonra başlayacağız” karşılığını verdi.

Etiketler: , , , , , , , ,


Kas 04 2011

Demirtaştan Erdoğana 9 maddelik gönderme

Category: Genel,Haberler,SiyasetKardiyolog @ 15:34

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Fransa yolunda gazetecilere yaptığı açıklamada “Bu iş İmralı’ya dayanıyor mu ona bakılmalı. KCK’ya sahip çıkanların, kendilerini gözden geçirmesi lazım!” açıklamalarına Twitter üzerinden 9 maddelik bir açıklamayla yanıt verdi..

İşte Demirtaş’ın o açıklamaları…

1- Günaydın. KCK operasyonlarının meşruiyeti kalmayınca B planı yani Başbakan devreye girdi. KCK operasyonlarını eleştirenler KCK’ye değil BDP’ye sahip çıkıyor.

2- Daha doğrusu demokrasiye sahip çıkıyorlar. Ama sıkışan Başbakan iftira, tehdit ve çarpıtmalarla soruşturmaya son noktayı koydu bile.
BDP’Yİ TERÖRİST İLAN EDİVERDİLER

3- AK Parti yayın organları da talimatı aldıkları gibi manşetten BDP’yi terörist ilan ediverdiler.

4- Unutmayın ki biz KCK yoktur demiyoruz, tutukladıklarınız KCK’li değil diyoruz. Naif bir profesörden bile terörist imal edenler! Hiç mi vicdanınız kalmadı

5- Ahlaksızlıkta sınırınız olmayacak mi? KCK dediğiniz örgütle en çok görüşme yapanlar sizler yani AK Parti’liler değil mi?

6- Daha düne kadar her an görüşme yaptığınız KCK’lileri tutuklayamayınca intikamını BDP’den almak kolay bir yol olsa gerek.

7- Güçlendikce gaddarlaşan liderler diktatör, güçlendikçe naifleşen liderler halk önderi olurlar. Farkı anladınız mı?
OBAMA’YA SARILMAYA DOYAMAYAN SN. BAŞBAKAN..

8- Obama’ya sarilmaya doyamayan Sn. Başbakan, kendi ülkenizdeki muhalefetin elini bile sıkmaya cesaret edemediniz.

9- Olsun ama barış gelecekse eğer bizi tutuklatın KCK ile görüşün ama barış gelecekse! Barış gelmeyecekse bu tutuklamaların tümü sizin başınıza bela olacak bunu da unutmayın.

Ayrıca akademilere terörist isimleri verilmiş diyen Başbakan’a; Aydın Erdem ve Serzan Kurt polisin öldürdüğü iki üniversite öğrencisidir.

Etiketler: , , , , , ,


Kas 04 2011

Erdoğan Türk bayrağını yerden kaldırdı

Category: Dünya,Genel,Haberler,SiyasetKardiyolog @ 15:32

Erdoğan, Fransa’nın Cannes şehrinde basına kapalı gerçekleşen G-20 Liderler Zirvesi kapsamında düzenlenen, ”Kalkınma ve Ticaret” başlıklı oturuma katıldı.

Oturumlardan önce liderlerin çektirdiği aile fotoğrafı sırasında, ülke temsilcilerinin duracakları yeri zemindeki ülke bayrakları belirlerken, Başbakan Erdoğan, kendisinin duracağı yerde bulunan Türk bayrağını yerden aldı ve katlayarak cebine koydu.
DAHA ÖNCE DE KALDIRMIŞTI

Erdoğan, 2009 yılında Amerika’nın Pittsburgh kentindeki G-20 Zirvesi’nde de Türk bayrağını yerde bırakmamıştı. Geleneksel aile fotoğrafı için liderlere yerini alırken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türk bayrağını konulduğu yerden alarak, ceketinin cebine koymuştu.

Etiketler: , , , , , , , ,


Kas 04 2011

Erdoğan: KCKnın nereye dayandığı belli

Category: Dünya,Genel,Haberler,SiyasetKardiyolog @ 15:28

Başbakan Erdoğan, KCK tutuklamalarına yönelik tepkileri sert eleştirdi: Bu iş İmralı’ya dayanıyor mu ona bakılmalı. KCK’ya sahip çıkanların, kendilerini gözden geçirmesi lazım!..

Göçün 50′nci yılı dolayısıyla düzenlenen etkinliklere katılmak üzere Almanya’ya 2 günlük bir ziyaret yapan Başbakan Erdoğan, önceki gece G-20 zirvesine katılmak için Ana Uçağı’yla Fransa’nın Cannes şehrine hareket etti. Başbakan, Fransa yolunda gazetecilere çarpıcı açıklamalar yaptı. Özellikle KCK operasyonlarına getirilen eleştirileri yanıtlayan Başbakan, Avrupa’nın PKK’ya bakışı ve Van depremiyle ilgili de değerlendirmelerde bulundu…

İşte Erdoğan’ın o açıklamaları:

Almanya’dan PKK’ya akan paralarla ilgili Alman makamlarına belge veya bilgi verdiniz mi?
Belgeyi, bilgiyi sürekli önlerine koyuyoruz. Almanya Cumhurbaşkanı’na da anlattım. Bizim istihbarat örgütleri, onların istihbarat örgütlerine bunları veriyor. Ama tüm bunlar onlara verildiği halde, maalesef biz neticelerini alamadık.

Almanya’da PKK için toplanan para hususunda 6 milyon euro rakamına nasıl ulaştınız?
Bu rakam 2009-2010 döneminde Almanya’da tespit edilen rakam. Ama daha bilinmeyen kısmı da var: Uyuşturucu, insan kaçakçılığı… Bunlar da paraya dönüştüğünde, o rakamın kaça tekabül edeceğini siz düşünün.
‘Merkel ilk defa bu kadar açık konuştu’

Alman Şansölyesi Merkel, basın toplantısında adını da vererek PKK ile mücadele edeceğini açıkladı, nasıl karşıladınız?
Bu kadar açık ilk defa konuştu. Basın toplantısında da bunu tekrar etti. Gerek sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün buraya gelmesi, gerekse bizim bu süreci belgeleri de gün yüzüne çıkararak iyi yürütmemiz, işi bu noktaya getirdi. Ayrıca RTL televizyonunun ve parti binasının basılması gerçekleri görmelerini sağladı. Bu durumlardan sonra, sanırım artık bu soruna daha farklı yaklaşacaklardır. Bizim ziyaretimizle ilgili alınan tedbirleri gördünüz. Bizim ülkemizde bile bu kadar tedbir yok. Ben bu denli yoğun bir tedbir alındığını görmemiştim.
‘KCK’nın başında kim var?’

Bu konuda Avrupa genelindeki manzaradan memnun musunuz?
Fransa, Almanya, İngiltere hepsi “PKK terörist” diyor. Fakat yine de Avrupa, geneli itibarıyla bu işte beklediğimiz samimiyeti göstermiyor. Mesela, İngiltere yakalıyor, salıyor, Avusturya’ya yolluyor. Neden bana göndermiyorsun? Aramızda suçluların iadesi antlaşması var oysa. Eskiden idam cezasını bahane ediyorlardı. Şimdi bu da yok.

Medyada KCK operasyonuyla ilgili olarak, “Hani terörle mücadelede demokrasi sınırları içinde kalınacaktı” türünden eleştiriler yer alıyor. Ne diyorsunuz?
Şunu çok açık söyleyeyim: KCK’ya sahip çıkan arkadaşların kendilerini gözden geçirmeleri lazım. KCK denilen örgüt nedir? Bunun başında kim var? Kime dayanıyor? Bu arkadaşlar bu konular üzerinde galiba ciddi araştırmalar yapmadılar. Arkadaşlarımızın tüm bunlar üzerinde durmaksızın, bu işi sahiplenmeleri; “Nereye götürür? Ne olur?” türünden ifadeler kullanmaları gerçekten üzücüdür. Bu iş İmralı’ya dayanıyor mu, dayanmıyor mu, ona bakılmalı.
‘Kimyasal silah iftira’

Medyadaki bu eleştiriler iyi niyetli ama…
Yargı sürecinde her şey ortaya çıkacaktır. Deniliyor ki, “Siyaset Akademisi’nde ders vermiş. Ders vermek suç mu?” Ders vermek suç değil ama derste ne söylüyorsun o kısmı önemli. Dershanenin kapısında bir teröristin ismi yazılı. Devrimden söz ediliyor. Devrim silahla yapılır. Savcılık teknik takip yapmış ve bunları yakalamış. Yazar arkadaşlarımızın, bu konuyu yazarken, “Biz filancayı tanıyoruz; bu dava bizi kuşkulandırıyor” gibi yaklaşımlar sergilemeleri uygun değildir. Bu yapılanmanın dayandığı yer bellidir. Bunun PKK terör örgütüyle bir ilişkisi olmadığını mı iddia ediyorlar? İddianame yazıldığında her şey ortaya çıkacak.

Kazan Vadisi’nde yapılan operasyonla ilgili olarak kimyasal silah iddiasına dair haberlere ne diyorsunuz?
Tamamen iftira. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kazan Vadisi’ndeki operasyonları, tamamıyla hava kuvvetlerimiz tarafından icra edilmiştir. Uçaklar tabii ki oradaki mağaraları bombalarla tarumar etti. Ama o tür bir şey asla söz konusu değildir. Kaldı ki bunların hepsi (etkisiz hale getirilen PKK’lılar) Malatya’da Adli Tıp’ta bulunuyor. Orada DNA testine varıncaya kadar gerekli bütün çalışmalar yapılmaktadır. Her şey hukuk içerisinde yürütülüyor.
Van’daki konut sorunu sekiz ay içinde çözülecek

Van depreminde son durum nedir?
Van’daki dayanışma bizim için çok önemli. Ama CHP çıkıyor ve diyor ki, “Oradaki ruhsatları AK Partili Belediye Başkanı verdi.” Yani üç-beş tanesine ruhsat vermiş olsa bile, bu binaların müteahhitlerini veya yapı denetim kuruluşlarını niye sormuyorsun? Neden sadece belediye başkanına yükleniyorsun? Eğer belediye başkanı suçluysa, o da cezasını alsın ama, bu kadar küçük oynama! Buradan rant elde etme peşinde olma! Sen CHP olarak, CHP belediyeleri olarak ne yaptığını anlat. Ne yaptın? Orada hükümet var, STK’lar var, AK Parti belediyeleri var. Biz belediyelerimizle oturduk ne yapacağımızı konuştuk: Oradaki köyleri belediyelerimize dağıttık ve de belediyelerimiz oraların bakımıyla mesul olacak. Biz böyle çalışıyoruz.

Kalıcı konutlar ne zamana yetişir?
Allah’ın izniyle, fevkalade bir şey olmazsa, 8 ayda oradaki konut sorununu da çözeceğiz. Orada dayanışma çok önemli. Malum, ben hemen ilk gece Van’a gittim. Oradan Erciş’e geçtim. 10 saat sonra döndüm, enkaz gezerken baktım polisler bir grubu çevirmiş. Tabii polis kim kimdir tanıyor. Biri laf attı, “Sayın Başbakan 10 saattir kimse gelmiyor.” Derdi beni tahrik etmek. Oysa, ben oradayım, iş makineleri herkesin gözü önünde çalışıyor, benim valim elindeki bütün imkanları Van merkez için seferber etmiş, Erciş’e daha sonra yetişenleri yönlendirmiş. Öte yandan aynı yerde, baktım enkazın yanında ateş başında mahzun bir adam. Eşi ve çocukları enkaz altında. “Başın sağ olsun ” dedim. Kucakladık, sarıldık. Gayet mütevekkil. Sadece gözlerinde birkaç damla yaş var. Ayrıca AK Partili. Bu acıyı bile istismara kalkıyorlar. Lütfen bu tür adamlara TV’lerde, gazete sayfalarında yer vermeyin. Bunlar, teröristler için belediye olarak yas ilan ediyorlar. Depremde hayatlarını kaybeden 601 vatandaşımız için ise hiç bir duyarlılık göstermiyorlar.
Sıcak kucaklaşma

Uluslararası zirvelerde genellikle dünya liderleri, teamül olarak tokalaşarak selamlaşmayı tercih ediyor. Obama da katıldığı zirvelerde aynı yolu izliyordu. Dün de zirvenin yapılacağı salona gelen Obama ilk olarak Sarkozy, Merkel ve Cameron ile tokalaşarak sohbet etti. Ancak Erdoğan’ı görünce sarılarak samimiyetini gösterdi. Amerikan Weekly Standart gazetesi, “Obama Avrupalı liderlerle tokalaştı ama Erdoğan sıcak bir kucaklama aldı” yorumunda bulundu.

Etiketler: , , , , , , , , ,


Sonraki Sayfa » 


cinsel sohbet islami sohbet Sohbet Siteleri Sohbet Siteleri Mynet Sohbet full izle Adını Aşk Koydum Kuzey Güney Sohbet